28 Temmuz 2013 Pazar

ÜSKÜP


          ÜSKÜP (SKOPJE)
    Akşam 19.00 gibi Üsküp’ün 15 km. dışında bulunan otelimize varıyoruz. Otel çok güzel ama merkeze inmek ancak taksiyle mümkün, gidiş geliş 20 Euro civarı tutuyor.
Otel restoranının fiyatları, tüm balkanlarda olduğu gibi gayet uygun. Bahçedeki kazlarla ve kuğularla biraz oyalanıp, odamıza çıkıyoruz.
    Üsküp, Vardar nehrinin iki yakasına kurulmuş tarihi bir şehir.
Balkanlardan geçen tüm yollar burada kesişir, doğudan batıya giden tüm kervanlar burada soluğu alırmış.
Yazılı tarihi boyunca tüm savaşlardan, doğal afetlerden sonra bile küllerinden yeniden doğmuş, Balkanların ve Rumelinin kalbi olmuş.
Türk çarşısı
    Sabah, gezimize eski Türk mahallelerinin olduğu dar sokaklardan ve çoğu dükkân olmuş eski Osmanlı evlerinin olduğu eski şehirden başlıyoruz. Müslümanların ve Arnavutların yaşadığı bu bölge camileri, hamamları, kahveleri, kalesi ve çarşısıyla bir Anadolu kasabasını andırıyor. Şehrin diğer bölgesiyle karş
ılaştırıldığında daha bakımsız olmasına karşın, daha tarih kokan bir yapısı var. Sokak aralarında Türk ve Osmanlının izleriyle karşılaşmak çok mümkün. Çarşının içinden ilerlerken Türk grubu olduğumuzu anlayan yaşlı bir amca ‘’ yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Mustafa Kemak Atatürk’’ diye tezahürat yapıyor.
     Vardar’ın solunda bulunan eski Türk mahallelerine Osmanlı mimarisi damgasını vurmuş. Çarşının içinde Murat Paşa Camiinin yanında 15. yy da yapılmış Çifte Hamam da denilen, Davut Paşa Hamamı bulunuyor. Kadın ve erkekler için ayrı bölümlerinin olduğunu gösteren çift kubbesiyle bugün sanat galerisi olarak kullanılıyormuş. Adını damındaki kurşunlardan alan Kurşun Han da müzeye dönüştürülmüş. Çarşının ortasındaki dükkânların arasında yer alan Kapan Han dışarıdan bakımsız olmasına rağmen içinde birçok restoran ve börekçiyi barındırıyor.
gurur duyduk
     Eski şehirden, Makedonların ağırlıklı yaşadığı yeni şehre, Üsküp’ü ikiye bölen ya da bağlayan Taş Köprüden geçerek gidiyoruz. Bu köprü 15. yy da Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış, köprünün ayaklarında 12 tane yarım da
ire kemer var. Köprüden aşağıya baktığınızda suya atlayan iki insanın metal heykelini görebilirsiniz.
her yerde devasa heykeller
    Karşıya geçtiğiniz anda sanki bir Avrupa şehrine geldiğinizi zannedebilirsiniz. Şehrin merkezinde bulunan Ploştad Makedonya Meydanı, sizi görkemli bir Büyük İskender heykeliyle karşılıyor. Ancak Yunanistan’ın ‘’tarihlerini çalma’’ konusundaki uyarısı üzerine, Makedonyalılar heykele ‘’Atlı Savaşçı’’ adını vermişler. Büyük İskender heykelinin hemen arkasında Çar Samuil’in heykeli bulunuyor. Meydanın Vardar nehri tarafında hem Bulgarların hem de Makedonların sahip çıktığı Gotse Delçev ‘in at üzerindeki bir heykeli var. Meydanın diğer bir köşesinde de Bizans imparatoru Jüstinyen’in heykeli gözümüze çarpıyor. Bu kadar çok heykelin yapılmasının sebebi, hükümetin şehri daha turistik bir hale getirme çabasıymış. Çevredeki meydanlarda ve tarihi binalarda restorasyon çalışmaları halen devam ediyor.
    Çevredeki sokaklarda hoş kafeler, restoranlar ve pastaneler göze çarpıyor. Ayrıca meydanda büyük ağaçlar altında dinlenebileceğiniz birçok bank bulunuyor. Meydanın başka bir köşesinde Makedon kızların güzelliğini gösteren şirin bir heykel var.     Şehrin dikkat çeken noktalarından biri de Vodno dağı tepesine dikilmiş olan dev haç.
Üsküpte "taş"gibi kızlar var :)
66 m. yüksekliğindeki bu hacı görmek isterseniz 100 dinar vererek teleferiğe binebilirsiniz. Milenyum Hacı, Makedon bölgesinin en yüksek yapısı olup, dünyanın da en büyük hacıymış.
     Son olarak yiyecek bir şeyler almak için girdiğimiz pastanede ne kredi kartı ne de Euro geçmeyince ellerimiz boş döndük. Saat 11.30 gibi yağmurla Üsküp’ten ayrıldık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder