28 Temmuz 2013 Pazar

OHRİD


         OHRİD
   Gece yorgunluktan yerinin güzelliğinin farkına varamadığımız Struga’ daki otelimiz, sabaha karşı nefis bir göl manzarasıyla bizi karşıladı. Saat farkından dolayı erkenden uyandığımız otelde kahvaltıya inmeden önce, balkonumuzdan Ohrid gölünün içinden doğan güneşi ve gölde yüzen ördekleri bir süre seyrettik. Yola çıkmadan önce gölün kenarında biraz yürüyüş yapıp, iskeleden gölün şeffaf sularına bakıp, sonbahar yaprakları arasında resimler çektik.
Otelimizden manzara

     Ohrid gölünden kaynak bulan ve Struga’yı ikiye bölen Kara Drin ırmağı Yunanistan sınırına doğru uzanıyor. Struga’nın sakin yapısını ve güzel doğasını seyrederek Balkanların en eski ve en derin gölü olan Ohrid’ye doğru yol alıyoruz.
kedilerin romantik dakikalarını bozduk sanırım :)
      Adını kıyısında bulunduğu Ohrid gölünden alan Ohrid kasabasının tarihi çok eskilere dayanıyor. Gezimize çarşının içinden başlarken, sevimli bir köpek de bizimle beraber tepeye doğru tırmanmaya başlıyor. Dar sokaklı, göl manzaralı, eski evlerin arasından geçerken el yapımı kağıt üreten eski bir atölyeye rastlıyoruz.  Biraz ileride, Osmanlılar döneminde freskleri ve resimleri sıvayla kapatıldığı için, günümüze kadar korunarak gelen Aya Sofya Kilisesini görüyoruz. Akustiği çok iyi olduğu için, halen burada klasik müzik konserleri verilmekteymiş.
      Kaleye doğru dik bir yokuşu tırmanırken, Komünist dönemden kalma Zastava marka minik arabaların olduğu bir park alanı görüyoruz. Ohrid’ de yaşayacaksanız 100 Euro’ya bu arabalardan edinebilirsiniz. Biraz ileride tepedeki eski evlerin arasına sıkışmış bir antik tiyatro görüyoruz. Kazı çalışmaları, ev sahipleriyle hükümet arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden devam edemiyormuş. Antik tiyatro ve çevresindeki evler Ohrid’nin en güzel manzarasına sahip. Bu göl manzaralı evlerin fiyatları 500 bin Euro civarıymış. Kale duvarları da antik tiyatro yakınlarından başlıyor. M.Ö 3.yy da inşa edilmiş olan Samoil kalesinin dik merdivenlerini çıkıp, duvarların üzerinden yürüyerek, tüm şehrin ve gölün resimlerini çekebilirsiniz. Kalenin içinde halen kazı çalışmaları devam ediyor.
çok"bizden" bir ev
      Surlar dışında kalan bölgelerde yüzlerce kilise var. Kaleden çıkıca, Bizans döneminin en eski kiliselerinden St. Pantaleimon’u görüyoruz.Bu kilise 4.yy dan kalan antik kilise kalıntıları üzerine yeniden yapılmış. Kilisenin bahçesindeki kalıntılar ve mozaikler de 4. yy dan kalma Roma eserleri. Bahçede ayrıca Fatih Sultan Mehmet’ in nişancısı Sinan Yusuf Çelebinin türbesi bulunuyor.
     Dönüşe geçerken uçurumun kenarına kurulmuş 13. yy dan kalma St. John& Kaneo Kilisesini görüyoruz. Bu kilise, dünyada en çok resmi çekilen kilise unvanını taşıyormuş.
     Gölün kenarına indiğimizde, tekne turuna gitmeden önce kıyıda kuğular bizi karşılıyor. Yaklaşık 45 dakika süren tekne turumuzda, Makedon müziği eşliğinde Tito’nun evini, Ohrid’nin ilk ve tek beş yıldızlı otelini ve plajlarını görüyoruz.
Kaleden muhteşem manzara
      Döndüğümüzde, köfte yemek için büyük tarihi çınar meydanından yukarıya yürüyerek Neim adlı restoranda, köftelerimizi(burada köfteye kebap deniyor) ve yerel Makedon biralarımızı söylüyoruz. Yanılıp da bir buçuk porsiyon falan söylemeyin sakın, bir porsiyonda on köfte var. İki kişi yemeğe sadece 7 Euro ödeyip, tıka basa doyduktan sonra, yol üzerinde gördüğümüz Antep baklavacısında cevizli baklava yiyoruz. Beş altı dilim baklavaya 1,5 Euro ödüyoruz. Alternatif yemek isteyenler, sahildeki restoranlarda Ohrid’ nin meşhur siyah benekli alabalığını ve Skopsko yerel birasını deneyebilirler.
oldukça doyurucu(bunu ben söylüyorsam,anlayın artık)

       Ohrid’den ayrılmadan önce, meşhur benekli alabalığının pullarının kurutulup toz haline getirilerek, değerli taşların ve boncukların üzerine kaplanmasıyla yapılan incilerinden almayı unutmayın. Orijinallerini sadece Talevi ve Filevi ailelerinin yaptığı inci takıların benzerlerini ve taklitlerini, seyyar satıcılarda 5–10 Euroya bulabilirsiniz.
      Öğleden sonra Üsküp’e doğru yola çıkıyoruz.
Antepten o kadar uzakta çok ilginç geldi ama tadı:((

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder