MANASTIR (BİTOLA)
Selanik’ten
ayrıldıktan yaklaşık bir saat sonra Makedonya gümrüğündeydik. Yunanistan, Makedonya’
yı tanımadığı ve aralarında siyasi sorunlar olduğu için, sınırda tam bir saat
bekledik. Makedonya’ya girdikten sonra, uzunca bir süre mola yeri bulamadık, benzin
istasyonları tuvaletleri kullanmamıza izin vermedi.
Manastır’a geldiğimizde saat 17.30 olmuştu
ve hava kararmıştı. Rehberin direkt otele gitme ve Manastır’ı es geçme fikrine
kimse sıcak bakmadı, otobüsümüz uygun bir yere park yaptıktan sonra karanlıkta
yollara döküldük.
Manastır, Dragor nehrinin iki yakasına
kurulmuş, etrafı dağlarla çevrili küçük bir şehir, ancak büyük şirketlerin
merkezlerinin bulunduğu, tarım ve sanayinin merkezi olan, Makedonya’nın 2.
büyük şehri.
İlk durağımız tabi ki, Atatürk’ümüzün lise
eğitimini gördüğü ‘’Manastır Askeri İdadisi’ydi. 1896 da girip 1898 yılının
kasım ayında, tüm derslerinden tam not alıp, ikincilikle mezun olduğu lise, günümüzde
müze olarak kullanılıyor. Müzenin ikinci katında Atatürk için özel bir anı
odası hazırlanmış. Atatürk’ün o yıllardaki görüntüsünün balmumu heykeliyle
resim çektirirken, diplomalarına, giydiği kıyafetlere bakarken, lise aşkı
Eleni’nin mektubunu okurken bir yandan da Atatürk’ün hayatını ve yaptıklarını anlatan
bir filmi, Rutkay Aziz’in sesiyle seyrediyorsunuz. Atatürk’ün üç senesini
geçirdiği, koştuğu, yürüdüğü bu yerde aynı ortamın havasını bile solumak
hepimizi heyecanlandırıp, duygusallaştırıyor.
| Aslında Gaziantep nüfusuna kayıtlı olduğunu biliyormuydunuz ? |
Askeri İdadiden çıkınca, biraz ilerideki
meydanda Yugoslavya devletinin kurucusu Tito’nun heykeli gözüküyor. Heykelin
bulunduğu caddenin resmi adı’’Mareşal Tito’’ olmasına rağmen, halk burası için
Osmanlılardan kalma ‘‘Şirok’’ ismini kullanıyor.
Şirok caddesinde
ilerlerken eski binaların içinde marka mağazalar ve kafeler yer alıyor.
Oldukça uzun olan
caddedeki kafeler dolu. Caddede ilerlerken İsa Bey Cami ve Mustafa Paşa Camiyi
görebilirsiniz. Caddenin sonundaki meydanda gösterişli bir 2. Philip heykeli
var. Heykelin yanındaki sekiz Makedonya kalkanının bulunduğu havuzda su ve ışık
gösterisi yapılıyor.
Meydanın diğer bir köşesinde 16. yy da, 60.000
yumurta akı kullanılarak yapılmış tarihi bir ‘saat kulesi’ var. Her altı saatte
bir müzik bestesi çalan kule bir ara kilise olarak da kullanılmış. Saat
kulesinin karşı sokağında St. Dimitri kilisesi yer alıyor. Balkanların en büyük
Ortodoks kiliselerinden olan St.Dimitri freskleriyle ve ikonlarıyla meşhur.Şehrin
merkezinde yer alan ve eski bir kilisenin üzerine kurulduğu ortaya çıkan Yeni Cami
de günümüzde sanat galerisi ve sergi salonu olarak kullanılıyor.
Meydanın diğer bir ucu da tarihi ‘’Bedesten
‘‘e uzanıyor. 17.yy da yapılmış Bedesten’deki 86 dükkânda tekstil ve gıda
ürünleri satılıyor. Üzerinde hala eski işlemelerin ve oymaların bulunduğu dört
demir kapısı bulunuyor. Kapalı Çarşının içinden geçilerek Bulvar Prvimaj
üzerinden dar karışık sokakların, eski Osmanlı mimarisi tarzında evlerin, Pazaryeri
ve kahvelerin yer aldığı eski osmanlı bölgesine ulaşabilirsiniz. Elveda Rumeli
dizisinin birkaç bölümü de bu eski çarşıda çekilmiş.
| "Elveda Rumelinin çekildiği Bedesten" |
Manastır gezimiz, ışıklı sokaklarından
tekrar otobüsümüze geri dönmemizle son buluyor. Çok dar ve ormanlık yollarda yaklaşık
iki saat süren yolculuğumuzdan sonra, Ohrid gölü kıyısındaki Struga’daki
otelimize kendimizi zor atıyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder