28 Temmuz 2013 Pazar

MANASTIR


           MANASTIR (BİTOLA)

     Selanik’ten ayrıldıktan yaklaşık bir saat sonra Makedonya gümrüğündeydik. Yunanistan, Makedonya’ yı tanımadığı ve aralarında siyasi sorunlar olduğu için, sınırda tam bir saat bekledik. Makedonya’ya girdikten sonra, uzunca bir süre mola yeri bulamadık, benzin istasyonları tuvaletleri kullanmamıza izin vermedi.
    Manastır’a geldiğimizde saat 17.30 olmuştu ve hava kararmıştı. Rehberin direkt otele gitme ve Manastır’ı es geçme fikrine kimse sıcak bakmadı, otobüsümüz uygun bir yere park yaptıktan sonra karanlıkta yollara döküldük.
    Manastır, Dragor nehrinin iki yakasına kurulmuş, etrafı dağlarla çevrili küçük bir şehir, ancak büyük şirketlerin merkezlerinin bulunduğu, tarım ve sanayinin merkezi olan, Makedonya’nın 2. büyük şehri.
     İlk durağımız tabi ki, Atatürk’ümüzün lise eğitimini gördüğü ‘’Manastır Askeri İdadisi’ydi. 1896 da girip 1898 yılının kasım ayında, tüm derslerinden tam not alıp, ikincilikle mezun olduğu lise, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Müzenin ikinci katında Atatürk için özel bir anı odası hazırlanmış. Atatürk’ün o yıllardaki görüntüsünün balmumu heykeliyle resim çektirirken, diplomalarına, giydiği kıyafetlere bakarken, lise aşkı Eleni’nin mektubunu okurken bir yandan da Atatürk’ün hayatını ve yaptıklarını anlatan bir filmi, Rutkay Aziz’in sesiyle seyrediyorsunuz. Atatürk’ün üç senesini geçirdiği, koştuğu, yürüdüğü bu yerde aynı ortamın havasını bile solumak hepimizi heyecanlandırıp, duygusallaştırıyor.
Aslında Gaziantep nüfusuna kayıtlı olduğunu biliyormuydunuz ? 

Askeri İdadinin gece görüntüsü
     Askeri İdadiden çıkınca, biraz ilerideki meydanda Yugoslavya devletinin kurucusu Tito’nun heykeli gözüküyor. Heykelin bulunduğu caddenin resmi adı’’Mareşal Tito’’ olmasına rağmen, halk burası için Osmanlılardan kalma ‘‘Şirok’’ ismini kullanıyor.
Şirok caddesinde ilerlerken eski binaların içinde marka mağazalar ve kafeler yer alıyor.
Oldukça uzun olan caddedeki kafeler dolu. Caddede ilerlerken İsa Bey Cami ve Mustafa Paşa Camiyi görebilirsiniz. Caddenin sonundaki meydanda gösterişli bir 2. Philip heykeli var. Heykelin yanındaki sekiz Makedonya kalkanının bulunduğu havuzda su ve ışık gösterisi yapılıyor.
     Meydanın diğer bir köşesinde 16. yy da, 60.000 yumurta akı kullanılarak yapılmış tarihi bir ‘saat kulesi’ var. Her altı saatte bir müzik bestesi çalan kule bir ara kilise olarak da kullanılmış. Saat kulesinin karşı sokağında St. Dimitri kilisesi yer alıyor. Balkanların en büyük Ortodoks kiliselerinden olan St.Dimitri freskleriyle ve ikonlarıyla meşhur.Şehrin merkezinde yer alan ve eski bir kilisenin üzerine kurulduğu ortaya çıkan Yeni Cami de günümüzde sanat galerisi ve sergi salonu olarak kullanılıyor.
    Meydanın diğer bir ucu da tarihi ‘’Bedesten ‘‘e uzanıyor. 17.yy da yapılmış Bedesten’deki 86 dükkânda tekstil ve gıda ürünleri satılıyor. Üzerinde hala eski işlemelerin ve oymaların bulunduğu dört demir kapısı bulunuyor. Kapalı Çarşının içinden geçilerek Bulvar Prvimaj üzerinden dar karışık sokakların, eski Osmanlı mimarisi tarzında evlerin, Pazaryeri ve kahvelerin yer aldığı eski osmanlı bölgesine ulaşabilirsiniz. Elveda Rumeli dizisinin birkaç bölümü de bu eski çarşıda çekilmiş.
"Elveda Rumelinin çekildiği Bedesten"
   Manastır gezimiz, ışıklı sokaklarından tekrar otobüsümüze geri dönmemizle son buluyor. Çok dar ve ormanlık yollarda yaklaşık iki saat süren yolculuğumuzdan sonra, Ohrid gölü kıyısındaki Struga’daki otelimize kendimizi zor atıyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder